7 Mart 2014 Cuma
Allah'ın (cc) sıfatlarını ne kadar biliyoruz?
Allah’ın sıfatlarının hepsi ezelî ve ebedîdir. Yarattıklarının sıfatlarına asla benzemez. Kur’an-ı Kerim’in beyanıyla “O’nu gözler idrak edemez. Fakat O, gözleri idrak eder. O, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır.”Biz, Allah’ın zatını ve mahiyetini bilemediğimiz ve kavrayamadığımız için O’nu isim ve sıfatlarıyla tanırız. Kur’an-ı Kerîm, Enam Sûresi 6. ayetinde, Allah’ın (cc) zatını idrak etmenin, mahiyetini bilmenin imkânsız olduğunu şöyle açıklıyor: “O’nu gözler idrak edemez. Fakat O, gözleri idrak eder. O, eşyayı pek iyi bilen, her şeyden haberdar olandır.” Kâinatın Efendisi Hz. Muhammed (sallallahu aleyhi vesellem), bir hadis-i şeriflerinde de bu konu hakkında şöyle buyurur: “Allah’ın (cc) yarattıkları hakkında düşününüz. Fakat Allah’ın zatı hakkında düşünmeyiniz. Gerçekten siz buna hiç güç getiremezsiniz.”Yaratılan her şeyin bir sınırı vardır kâinatta. Bir başlangıcı olduğu gibi, bir nihayeti de esastır. Meselâ, göz mahlûk olduğu gibi, görme sıfatı da mahlûktur ve her ikisi de sınırlı olarak görevini yapar. Bütün cisimleri göremeyen insan, kâinatta faaliyet gösteren kuvvetleri, bedenlerde vazife gören ruhları, bu âlemi dolduran melekler dünyasını da göremez. Göz gibi, akıl da bir mahlûktur. Allah’ın (cc) sıfatları ise sonsuz ve mutlak. Bu sıfatların kayıtlı ve mahlûk olan akılla hakkıyla idrak edilemeyeceğini herkes kabul eder.‘Bir karış ileri geçersem yanarım’İslâm’da iman esaslarının ilk ve en mühim şartıdır Allah’a iman. Allah’ın mücerret zat-ı ilâhisine inanmakla birlikte o yüce varlığın zatı ‘kemâl sıfatlarıyla’ tanımayı, yüce zâtına vasfedilmesi mümkün olmayan ‘noksan sıfatlar’dan tenzih etmeyi de gerektirir. Sıfatı hakkıyla idrak edilemeyenin Zât’ın mahiyetiyle bilinemeyeceği de çok açıktır. Hulefa-i Raşidin’in ilki olan Hz. Ebubekir’in (ra) şu sözü oldukça manidar: “Allah’ın zâtının idrak edilemeyeceğini bilmek gerçek idraktir. O’nun zatı üzerinde düşünmek ise gizli şirke yol açar.”Akıl kendisi yaratılmış olduğu için, onun düşündüğü, zihninde şekillendirdiği şeyler de mahlûk olur. Allah’ın zâtının bilinmezliği tüm kullar için geçerli. Miraç hadisesinde de insanoğlunun en eşrefi olan Efendimiz Hz. Muhammed’in (sallallahu aleyhi vesellem) muttali olduğu ise en azından bizi aşan tecellidir. Ama burada bize düşen doğrusunu Allah ve Resulü bilir demek olsa gerek. İlahi buyrukları peygamberlere ulaştıran Cebrail’i (as) hep Cenab-ı Hakk’ın Zat’ının yanında ve O’nu görebilen bir konumda düşünürüz. Bu da tamamen yanlış bir düşünce. Sidretü’l-Münteha’dan sonra Cebrail (as) kendisinin bir sınırı olduğunu ve geçemeyeceği bir mertebede bulunduğunu Peygamber Efendimiz’e (sallallahu aleyhi vessellem) şöyle anlatır: “Yemin ederim ki, ben buradan bir karış ileri geçersem yanarım. Benim buradan ileriye geçmeye takatim yoktur.”Allah’a iman etmek için Allah’ı bilmek gerekir. Fakat Allah’ın zâtı ve mâhiyeti bilinemez. İnsanlar bu konuda düşünmekten men olunmuş. Allah, ancak isimleri, sıfatları ve fiilleri (yaratmak, rızık vermek gibi) ile bilinir. Allah Teâlâ’ya inanmak ve yüce varlığını tanıyabilmek için O’nun sıfat ve isimlerini bilmek gerekir.Yüce Allah’ın (cc) varlığı mecburi ve gerekli olan sıfatları iki gruba ayrılır: Zatî sıfatlar, subûtî sıfatlar. Allah’ın zâtı, idrak edilemeyecek kadar yüce. Zira akıl ve idrak O’nun insana bir hediyesidir ve bu sermaye ile Allah’ın (cc) varlığı bilinebilir; ancak zâtının hakikati asla idrak edilemez. İmam Gazalî Hazretleri’nin üzerinde çokça düşünmemiz gereken bir cümlesi var: “Allah, insanlar için noksanlık sayılan sıfatlardan münezzeh olduğu gibi, kemâl sayılan sıfatlardan da münezzehtir!” Demek ki, Allah’ın zâtına has kudsî mükemmelliği, bizim dar aklımızla kavranamayacak kadar muhteşem...Allah’a iman etmek, O’nun yüce zatı hakkında vacib olan kemâl sıfatlarını, imkânsız olan noksan sıfatlarını ve mümkün olan sıfatları bilip öylece inanmaktır esas olan. O bütün mükemmelliklerle muttasıf, her türlü eksikten münezzehtir. Allah (cc) sıfatları üç çeşittir:Zâtî sıfatlar (Sıfat-ı Zâtiyye)Vücûd: Allah’ın (cc), kendisine has bir varlığa sahip olması. O’nun varlığı, zorunlu olup kendindendir.Kıdem: Varlığının başı yoktur.Bekâ: Varlığının sonu yoktur.Muhâlefetün li’l-havâdis: Allah’ın (cc), sonradan olmuş varlıkların hiçbirisine hiçbir şekilde benzememesi. O’nun zatı, hatırımıza ve zihnimize gelen her bir şeyin ötesindedir.Vahdaniyet: Allah'ın (cc) zatında, sıfatlarında ve fiillerinde tek olması, eşinin, benzerinin bulunmaması.Kıyâm bi-nefsihî: Varlığının kendinden olması. O’nun varlığına sebep olan başka bir varlık, başka bir irade ve kudret yoktur.Subûtî sıfatlar (Sıfat-ı subûtiyye)Hayat: Allah’ın (cc) kendisine has bir hayata sahip olması, ölümsüz olması.Basar: Yüce Yaratıcı’nın, her şeyi görmesi. Hiçbir şeyin O’ndan gizli kalmaması.Tekvin: Allah’ın (cc), yok olanı, yokluktan varlığa çıkarması, yaratması.İlim: Allah’ın (cc), olmuşu, olanı ve olacak her şeyi bilmesi.İrade: Allah’ın, dilediği her şeyi dilediği gibi yapması.Semi’: Cenab-ı Hakk’ın, gizli, âşikâr her şeyi işitmesi.Kudret: Sonsuz ve sınırsız güç sahibi olması.Kelâm: Allah’ın (cc), kelâm sahibi olması.Sıfat-ı fiiliyyeAllah’ın Zât’ının muktezası olmayıp, dilemesinin gereği olan kemâl sıfatlarıdır. Dilediği zaman yapıp, dilediği zaman yapmadığı yaratma, diriltme, öldürme, rızıklandırma, nimet verme, merhamet etme, affetme, tevbeyi kabul etme, aziz veya zelil kılma, razı olma veya gazab etme gibi…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder