3 Nisan 2015 Cuma

Sultanahmet’te cuma keyfi

Tarihî; yarımadanın içindeyiz yine… Şimdi şehr-i İstanbul’un simgelerinden Sultanahmet Camii ve çevresindeki tarihe seyahat etme vakti.

Bir araştırma yapılsa, sadece İstanbulluların değil, yerli ve yabancı turistlerin dilinde en fazla yer alan padişah Sultan Ahmet çıkar, zannımca. Osmanlı’nın 14. padişahı I. Ahmet, adını verdiği camiyle hâlâ yaşamaya devam ediyor, mahut mahal hâlâ gündemi belirliyor çünkü. Bu hafta, herkesin bir şekilde yolunu düşürdüğü Tarihî; Yarımada’nın müstesna camisine gidiyoruz. Nasıl mı? Oldukça basit bir tarifi var: Bağcılar-Kabataş tramvay hattı meydandan geçiyor. Eğer Anadolu yakasından gelecekseniz, klasik güzergâh Kadıköy yahut Üsküdar’dan Eminönü’ne giden vapura binin. Hemen yolun karşısında bulunan tramvaya atlayın ve Sultanahmet durağında inin. Marmaray da yolculuğunuzu kolay kılacak vasıtalardan. Hangi yönden binerseniz binin Sirkeci durağı sizi son İstanbul ile buluşturacak. Yalnız bu sefer acele edin; çünkü civarda gezilip görülecek çok yer, kıyıda kalmış çok tarih var.

1-Altı tarih üstü tarih

Şu an üzerinde adımladığınız yer, İstanbul’un yaklaşık 2 bin yıllık meydanı. Bizans’ın Hipodrom’u, Osmanlı’nın At Meydanı… Burası, Roma’ya kadar gidecek yolun başlangıcı sayılırmış. Üstünde üç büyük dikili taş yer alıyor: Bizans döneminden günümüze ulaşan Örme Dikilitaş, Mısır’dan getirilen Dikilitaş ve Apollon Tapınağı’ndan getirilen Yılanlı Sütun. Evliya Çelebi’nin deyişiyle Örme Dikilitaş, şehr-i İstanbul’un efsunuymuş. Bu meydan Yeniçeri isyanlarının başladığı, kırk gün kırk gece süren şehzadelerin sünnet düğünlerinin yapıldığı mekân aynı zamanda. Yine İstanbul’un işgali sonrası 1920 yılında Halide Edip Adıvar’ın konuşma yaptığı ve şehir ahalisinin kalabalık bir şekilde katıldığı meşhur mitingin ev sahibi. Civarda behemehâl görülmesi gereken diğer yerler ise Türk-İslam Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnıcı. Küçük bir not: İstanbul’un bu en büyük kapalı sarnıcında müzekart geçmiyor.

2-Ayasofya’daki padişah türbeleri

Cumaya az bir vakit kaldı. Öyleyse Ayasofya Camii’nden önce bahçesinde yatan padişah türbelerini ziyaret edelim. Kimler mi var içeride? Kanunî;’nin Hürrem Sultan’dan olma oğlu II. Selim, sabah namazını kaçırdığı için ‘Uyan ey gözlerim gafletten uyan’ ilahisini kaleme alan III. Murad, saraya dönerken bir meczubun kendisine ‘gafil olma padişahım’ hitabı sonrası yemeden içmeden kesilen III. Mehmed, Osmanlı saltanatında padişahlığın ilk defa babadan oğula geçmesi kaidesini bozarak; kardeşinin ardından tahta çıkan I. Mustafa ve Osmanlı tarihinin en sıra dışı hükümdarlarından Sultan Deli İbrahim uyuyorlar, son uykusunu. Sevgili kari, bu arada buraya giriş ücretsiz… Sultanahmet Camii’nin giriş kısmında ise Sultan Ahmet’in, Genç Osman’ın, IV. Murad’ın türbeleri bulunuyor.

3-Eyüp Sultan’ın sancaktarı

Topkapı Sarayı’na giden Kabasakal Caddesi üzerinde iki önemli yer var: Biri medreseden bozma İstanbul Sanatlar Çarşısı ki burası şehrin nadide bahçelerinden, diğeri de Eyüp Sultan Hazretleri’nin sancaktarlığını yaptığı serdedilen sahabiden Abdurrahman Şamî; Hazretleri’nin makam-türbesi. Bu arada aynı caddeyi takip edin solunuzda Ayasofya Camii’nin ibadete açılan kapısı çıkacak karşınıza.

4-Arasta Çarşısı daha ucuz

Caminin hemen alt tarafında bulunuyor bu tarihî; çarşı. El sanatları ürünlerinin yer aldığı çarşıda, geleneksel hediyelik halılar ve kilimler, İznik çinileri satışta. Meraklısına not: Çarşıdaki ürünler, Kapalı Çarşı’dan biraz daha ucuz. Bu arada bu tarihî; yapının hemen bitiminde Büyük Saray Mozaikleri Müzesi var.

5-Türkiye’nin altı minareli ilk camisi

Namaz vakti geldi çattı… Şimdi şehrin belki de en popüler camisine revan olalım. 1609-1616 yılları arasında I. Ahmet’in Sedefkâr Mehmet Ağa’ya (Mimar Sinan’a değil) yaptırdığı bu eser; mavi, yeşil, beyaz renkli çinilerle bezeli olduğundan ‘Mavi Cami’ olarak da nam salmış. Dile kolay caminin içinde İznik’te 50 farklı lale deseniyle üretilmiş 20 binden fazla çini var. Türkiye’nin altı minareli ilk camisi olan Sultanahmet Camii, ‘boyutta büyüklük, heybet ve ihtişam’ anlayışını yansıtıyor. O dönemde altı minare, yalnızca ortasında Kâbe’nin yer aldığı Mescid-i Haram’da bulunuyordu. Sultan Ahmet, Harem-i Şerif’e yedinci minareyi ekleterek yaptırdığı camide edep şartını da gözetmeye çalışır. Ezan-ı Muhammedî; göğe yükseliyor… Haydi ezana, haydi namaza…

6-Çay bahçeleri

Epey yer gezdik, artık yemek vakti… Sevgili kari, isteyen Hürrem Sultan Hamamı’nın bitişiğinde yer alan Mihri Restoran’da, isteyen civar yerlerdeki alkolsüz çay bahçelerinde, dileyen de Fatih Belediyesi’nin sosyal tesislerinde keyifli bir öğle yemeği yiyebilir. Çay içinse Kızlarağası Medresesi’nin önünü ya da Cağaloğlu’nun ara sokaklarında yer alan han çaycılarını tavsiye ederim. Afiyet olsun…

7-Gülhane Parkı

Sultanahmet’i gezmek bir günde yapılacak bir eylem değil, değil mi sevgili kari? Daha Topkapı Sarayı, Ayasofya Camii, yine tarihî; mahallin ara sokaklarında küçük ama latif Sultanahmet Cami’leri var. Yorgunluk çöktü evet; ama son bir gayretle Gülhane Parkı’na gidelim. Topkapı Sarayı’nın dış bahçesi olarak kullanılan bu park, 1839 Tanzimat Fermanı’nın okunduğu yer aynı zamanda. Nazım’ın kelimelerle resmettiği Gülhane Parkı’nda, İstanbul Arkeoloji, İslam Bilim ve Teknoloji, Ahmet Hamdi Tanpınar Edebiyat müzeleri görülebilir. Artık Büyükşehir Belediyesi’nin sosyal tesisinde yahut Sarayburnu’ndaki çay bahçelerinde dinlenme vakti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder