24 Ocak 2014 Cuma
Kıs mevsimi mü’minin ilkbaharı
‘Kış, mü’minin baharıdır.’ hadis-i şerifi zamanı ve mevsimleri manevî hayat açısından değerlendirme gereğine işaret ediyor. Kış mevsiminin mü’min için ilkbahar oluşu; gecelerin namaz, gündüzlerin de oruç için müsait olmasıyla açıklanıyor.Kâinat sürekli bir hareket halinde, akış ve oluş söz konusu. Zaman akıyor, asırlar tükeniyor, mevsimler değişiyor. Zaman döndü dolaştı, kış mevsimi geldi. Günler kısaldı, geceler alabildiğine uzadı. Gecelerin uzaması belki çoğu zaman yapmak isteyip de yapamadığımız fırsatları önümüze koydu. Aile ile oturup sohbet etme, onlarla ilgilenme, dost ve akraba ziyaretleri; öğrenciler için ders çalışma ve kitap okuma vakti hayli fazla. Bütün bunlar kışın uzun gecelerinde televizyon karşısında vakit öldürmek yerine yapılabilecek ideal şeyler. Kış geceleri başlı başına bereketli zaman dilimleri, belki çoğumuz için eşref saatler.Ahmed bin Hanbel’in naklettiği bir hadis-i şerife göre Hz. Peygamber (sas), “Kış, müminin baharıdır.” buyuruyor. Hadis, bu mevsimin Müslüman’ın hayatında ne kadar büyük bir önem taşıdığına işaret ediyor. Gece ve gündüzün değerlendirilmesiyle müminin hayatında manevi bir canlılığa vesile olmasını teşvik ediyor. Hemen her canlının kış uykusuna yattığı, faaliyetlerinin belli ölçüde kısıtlandığı bu mevsimde müminin uyanıklığı ve diriliği elbette ona yeni bir bahar yaşatmış oluyor. Mü’min de bu mevsimde gerek manevî âleminde gerek insanî ilişkilerinde bahar hayatını, sanki yeniden dirilişi yaşıyor. Bu bereketli zamanları şahsî ve ilmî gelişimine bir vesile kılıyor. Gaziosmanpaşa Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Kadir Özköse, kış mevsiminin müminler için fırsatlar yumağı olduğunu vurguluyor. Efendimizin (sas), “Benim Rabbimle geçirdiğim öyle anlar vardır ki, ona ne mukarreb melekler ne başka insanlar giriftar olur.” hadisini hatırlatan Prof. Özköse, yürekleri ibadetin sıcaklığıyla ısıtmak gerektiğine işaret ediyor.Manevî fırsat zamanıKış mevsimi uzun kış gecelerini bağrında barındırıyor. Hayatımızı kontrol altında tutmak, zamanımızın kıymetini bilmek ve vaktimizi gereğince değerlendirmek adına fırsat dilimleri sunuyor. Gün içerisinde gündelik koşuşturmalar asgariye iniyor, gecelerinde yalnız kalma fırsatını yakalanıyor. Ebu Ya’la’dan rivayet edilen bir hadiste Efendimiz (sas), “Kışın gündüzler kısalmıştır, mümin oruç tutar; geceler de uzamıştır, geceyi ihyâ eder.” buyuruyor. Enes bin Malik’ten rivayet olunan bir başka hadis-i şerifte de “Kış orucu, soğuk ganimettir.” şeklinde. Bu rivayetler kış mevsiminin hangi yönlerden müminin ilkbaharı olduğunu açıklıyor.Diğer mevsimlere kıyasla kış günlerinde ibadetleri yapmak daha zor. Buna karşılık geceleri kulluk açısından donanmak, yaza ve hasada hazırlanmak mümkün. Prof. Özköse, kışı soğuk ve donuk geçirmemek adına bu mevsimin ilim, ahlâk, hizmet, adap ve erkân yolunda ibadet şuuruyla değerlendirilebileceğini belirtiyor. Kur’an kıraati, zikirler, tövbe istiğfarlar ve Allah rızası için kılınacak nafile namazlar da uzun kış gecelerinin kazançları arasında. İmam Rabbani Hazretleri, ‘İyi bil ki namaz kulun miracıdır.’ diyor. Namaza ehemmiyet vererek miraca yükselme gayretiyle geçirmek, mümine ilkbahar diriliği ve bereketi kazandırıyor.Kışın, mü’minin baharı oluşunda yer alan amillerden bir diğeride gündüz oruç tutmanın kolay olması. Hz. Peygamber’in (sas) farz olan orucun haricinde bu tür vesilelerle nafile oruçlara teşvik etmesi, orucun müminin manevî tekâmülündeki yerini gösteriyor. Oruç borçlarının ödenmesi ve daha fazla nafile oruç tutulması her zamandan çok bu günlerde gerçekleştirilebilir. Oruç ibadeti, kış aylarındaki kısa sürede yerine getirme kolaylığı yanında netice bakımından diğer günlerde tutulan oruçlardan farklı değil. Gün boyu ibadet hâli içinde oruçlu olan bir kimse, hem Rabb’ine kendini daha yakın hissediyor hem de insanlarla ilişkilerinde daha titiz davranıyor.Geceleri ihya, peygamberlerin sünneti. Gece ibadeti, mü’minin manevî tekâmülünde bir başka önemli noktayı teşkil ediyor. Mü’minlerin gönül iklimi bu saatlerde Rabb’ine kulluk etmekle derin bir neş’e ve huzura gark oluyor. Gece ibadetinin içerisinde zikredilen diğer bir konu da, gerek namazda gerekse müstakil olarak Kur’an-ı Kerim’i tilavet etmek. Kadir Özköse, sabah namazını uykuyla atlatanların gece ibadetlerinden fayda göremeyeceğini söylüyor ve ekliyor: “Namaz, oruç, sadaka, ikram, infak, ilim, sohbet, muhabbet, kardeşlik, hizmet, ahlak öncülük ve yoğunluğunda değerlendireceğimiz bu mevsimlerde bir durumu da dikkatlerden uzak tutmamamız gerekiyor; o da ifrat ve tefritten uzak durmak. Müslüman vasat ümmettir. Dengeyi elden bırakmaz. Ölçüsüz hareket etmez. Sabahlara kadar gece vaktini değerlendireceğiz diye zikir ve nafilelerle meşgul olurken sabah namazının farzını kaçıranlar, sabah namazını uykuyla atlatanlar tüm geceki ibadetlerinden bir fayda da göremezler. Bedenimizin hakkını da, ailemizin hakkını da, çocuklarımın beklentilerini de, komşularımızın hukukunu da, akrabalarımızın güvenini de, dostlarımızın hatırını da, işimizin ciddiyetini de, memleketimizin selametini de, Müslümanların yarınını da, insanlığın hayrını da ihmal etmemeliyiz.”Uzun gecelerde teheccüd bereketiAllah, Kur’an’da pek çok yerde gece ibadetini, geceleri namaz, zikir ve dua ile değerlendirmeyi talim, tavsiye ve teşvik ediyor; geceyi ihyanın kul için ne denli önemli olduğunu ifade ediyor. İsra Sûresi’nde “Gündüzün güneş dönüp gecenin karanlığı bastırıncaya kadar belli vakitlerde namaz kıl ve özellikle sabah namazını! Zira sabah namazı şahitlidir. Sana mahsus bir namaz olmak üzere gecenin bir kısmında kalkıp Kur’ân oku, teheccüd namazı kıl. Böylece Rabb’inin seni ‘Makam-ı Mahmûd’a eriştireceğini umabilirsin.’ buyuruyor. Fethullah Gülen Hocaefendi, Allah’a vuslat yolunun geceleri ibadetle ihya etmekten geçtiğini, insanın ölüm ötesi âlemini aydınlatmak için teheccüd namazının önemini ve gerekliliğini anlatıyor. Gecelerini teheccüd feneriyle gündüz gibi aydınlatmış olanların berzah hayatlarının da ışıl ışıl olacağına dikkat çeken Hocaefendi, “Teheccüd namazı çok önemlidir. Teheccüd, berzah karanlığına karşı bir zırh, bir silah, bir meş’ale ve kişiyi berzah azabından koruyan bir emniyet yamacıdır. Her namaz, insanın öbür âlemdeki hayatına ait bir parçayı aydınlatmayı tekeffül etmiştir; teheccüd ise, berzahın zâdı, zahiresi, azığı ve aydınlatıcısıdır.” diyor. Fethullah Gülen Hocaefendi, Nebevî tavsiyeye uyarak vacip vitir namazını teheccüd sonrası eda etmek üzere geceye bırakmanın insanın teheccüde kalkmasını sağlayıcı bir faktör olarak ifade ediyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder