31 Ocak 2014 Cuma

Namazı 'ikame eden' insan rüşvet almaz

Kur'an sureleriyle ilgili yazdığı kitapları çok satan bir ilahiyatçı Davut Aydüz. En çok okunan ve bilinen surelerin tefsirini halkın anlayacağı dilde, akademik üsluba kaçmadan yazıyor. Mehtap TV'de yaptığı “Kur’an’ı Anlamaya Doğru” programında bu surelerin tefsirini yapıyor. Burç FM'deki “Tefsir Sohbetleri” programı ise 14 yıldır devam ediyor. Sakarya Üniversitesi İlâhiyat FakültesindeTefsir Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Aydüz hoca ile en çok satanlar listesinde yer alan “Namazı Anlayarak Kılmak” kitabı ve tefsir-meal okumaları üzerine konuştuk.18 kitabınız var ve ağırlıklı olarak sure tefsirleri üzerine… İlahiyatta öğrencilere yönelik yaptığım çalışmaları halk düzeyine indirme fikriyle bu çalışmalara başlamıştım. İnsanların çok okuduğu, birçoğunun ise ezbere bildiği surelerden mesela Yasin Suresi, adab-ı muaşereti ve ahlakı öğreten Hucurat Suresi'nin tefsirini yaptım. Peşinden ahireti bize hatırlatması açısından Kaf Suresi'ni tefsir ettim. Daha sonra Fetih Suresi ve ardından aşırlar geldi. Her çalışmanın ardından halkın çok teveccüh edip istifade ettiklerini gördüm.18 kitabınız var ve ağırlıklı olarak sure tefsirleri üzerine… İlahiyatta öğrencilere yönelik yaptığım çalışmaları halk düzeyine indirme fikriyle bu çalışmalara başlamıştım. İnsanların çok okuduğu, birçoğunun ise ezbere bildiği surelerden mesela Yasin Suresi, adab-ı muaşereti ve ahlakı öğreten Hucurat Suresi'nin tefsirini yaptım. Peşinden ahireti bize hatırlatması açısından Kaf Suresi'ni tefsir ettim. Daha sonra Fetih Suresi ve ardından aşırlar geldi. Her çalışmanın ardından halkın çok teveccüh edip istifade ettiklerini gördüm.Yeni bir sure üzerinde çalışıyor musunuz?İki senedir Kur'an-ı Kerim'in en güzel kıssasını ihtiva eden Yusuf Suresi'nin tefsiri üzerinde çalışıyorum. En çok bilinen ve sevilen kıssalardan. Eski yeni 15-20 tefsirde incelemeler yapıyorum, ana kaynakların hepsinden istifade etmeye çalışıyorum.Kimi ilahiyatçılar televizyonlara çıkıp manasını anlamadan Kur'an-ı Kerim'i okunmanın hiçbir sevabı olmadığını söylüyor…Doğru söylemiyorlar. Kur'an-ı Kerim manasını anlamadan okunsa da sevabı var. Fakat şu da unutulmamalı Allah, Kur'an'ı bize manasını anlamadan papağan gibi tekrar edelim diye göndermemiş. Nebe Suresi'nde Kur'an-ı Kerim'in en mühim mesaj olduğu belirtiliyor. Ancak insanlar merak edip O'nu açıp okumuyorlar. Rabb'im bana neyi emrediyor, neyi yasaklıyor merak edilmiyor! Arapçasından da okuyacağız, ama manasını da öğreneceğiz. Benim altını çizerek vurgulamak istediğim meal okunacaksa açıklamalı bir meal okunmalı. Açıklaması olmayan meal okunduğu zaman, islâmî bilgi altyapıları da yoksa ayetlere yanlış manalar verebilirler. Bu hususta özellikle Suat Yıldırım hocamızın mealini tavsiye ediyorum. İşin ehli bir müfessir.Tefsir olarak hangi eserleri tavsiye edersiniz?Elmalılı Hamdi Yazır'ın ‘Hak Dini Kur'an Dili', Diyanet İşleri Başkanlığı'nın ‘Kur'an Yolu' tefsiri okunabilir.Günümüzde çok kolay tefsir yapılıyor. Takvim yaprağının arkasından ayet okunup Allah şöyle demiş diye ahkâm kesiliyor. Bu ne gibi problemlere yol açabilir?İtikadî- amelî anlamda problemler çıkabilir. Siyasi duygu düşünceyle eskiden beri tefsir yapmışlar. Bunlara mezhebi/fırka tefsirleri diyoruz. Herkes kendi mezhebini haklı göstermek için Kur'an-ı Kerim'e sarılmış. Mu’tezile, Cebriyye, Kaderiyye, Hariciler, Şia ve benzeri gruplar kendilerini haklı göstermek için Kur'an-ı Kerim'i kendi görüşlerine uydurmaya çalışmışlar. Hâlbuki onlar mezheplerini Kur'an'a uydurmaya çalışmaları lazımken onlar Kur'an'ı mezheplerine uydurmaya çalışmış. Ayetleri ona göre tefsir etmişler. Böyle çalışmalar günümüzde de oldu. 28 Şubat sürecinde birileri iktidara yaranmak için Kur'an-ı Kerim'de başörtüsü yok dediler.Meal üzerinden fetva verenler de var. Kur'an İslam'ı, Kur'an Müslümanlığı, Kur'an'a dönelim deniyor... Ne kadar doğru?“Kur'an İslam'ı, Kur'an Müslümanlığı, Kur'an’a dönelim” bunlar, iyi gibi görünen tuzak ifadeler. Kur'an bize yeter diyorlar. Efendimiz'i (hâşâ) bir postacıya benzetiyorlar! Nasıl ki postacı size mektubunu getirir. Bir daha postacıyla irtibatınız kalmaz. Peygamberimiz de güya postacıymış Kur'an-ı Kerim'i getirmiş ve gitmiş. Bunun altında sünneti inkar yatıyor. Kur'an-ı Kerim'in mealinden İslami yaşamaya çalışıyorlar. Böyle diyenlerin çoğu namaz bile kılmıyorlar. Çünkü onlara göre mesela “salât” kelimesinin namaz manası var ama dua manası da var. Ben günde birkaç defa duada ediyorum diyen var, bizim ilahiyat hocaları arasında bile.Tefsir kitaplarınızın yanında bir de “dinlerarası diyalog”la ilgili bir kitabınız var. Nasıl ve neden böyle bir kitap yazdınız?Tefsirci olarak diyalogla çok irtibatım yoktu. Türkiye'de birileri diyalog yapıyor birileri de veryansın onları ciddi tenkit ediyordu. 28 Şubat döneminde insanlar diyalogcular ve karşıtları diye gruplara bölünmüştü. Ben de diyalog nedir, Kur'an'da, hadislerde, İslam tarihinde diyalog var mı yok mu? diye araştırdım. ‘Tarih Boyunca Dinlerarası Diyalog' kitabı ortaya çıktı. Gördüm ki diyaloğun dinî ve tarihî temelleri var. Ayet ve hadislerde de bunu gördüm. İslam tarihinde de var.Bugün Müslümanlar olarak dinler arası diyalog yapmak mecburiyetinde miyiz?Bu ne misyonerliktir ne de başka bir şey. Özellikle Amerika'daki 11 Eylül hadisesinden sonra İslam, terör dini; Müslümanlar terörist olarak görülmeye başlandı. Maalesef İslamiyet'in imajı çizildi, lekelendi. Dünya çapında bütün Müslümanlar dinler arası diyalog yapıp, her dinden, medeniyetten, kültürden insanlarla birebir görüşüp diyaloga girip; “İslam terör dini değil, Müslüman'dan terörist, teröristten Müslüman olamaz” denmesi lazım. Dinler arası diyalogdan bunu hedefliyoruz. İslam barış dinidir. İslam'da bir insanı öldürmek bütün insanları öldürmek demektir. Bu intihar saldırıları ve benzeri şeylerin Müslümanlıkla alakası yok. Biz dinler arası diyalog yapmakla İslam'ı birinci elden ve de doğru bir şekilde karşı tarafa anlatma imkânı elde ederiz. Esas amacımız budur. Özellikle eli kalem tutan yazan çizen insanlara, “yaşadığınız asırda yanlış anlaşılan ve anlatılan İslam’ı doğru bir şekilde niçin anlatmadınız” diye Allah sorar. Ama bazı insanlar art niyetlerinden midir bilemiyorum diyalog yapmadıkları gibi yapanlara da veryansın edip tenkit edip aleyhlerinde gıybet dedikodu ediyorlar.‘Namazı anlayarak kılmak' kitabınızda namaz için yapılması gereken çok şeyin olduğunu söylüyorsunuz. Bunlar nelerdir?Namaz kılan kimsenin, okuduğu duaların ve surelerin mânâsını bilmesi, ibadetin, huşu ve huzur içinde hissedilerek eda edilebilmesi için önemli.Namazını anlayarak kılmak kitabında bunun üzerinde çok durdum. Namazda okuduğumuz surelerin ve duaların anlamını bilirsek başka şeyler düşünmeyiz ve namaza daha iyi konsantre oluruz.Çalışmanızda özellikle namazı kılmak ve ikame etmek ayrı şeylerdir diyorsunuz. Niçin?Normalde hep namazı kılmak diyoruz. Hâlbuki namazı kılmak ifadesinin içerisinde namazı alelacele kılmak, aradan çıkarmak, tadili erkâna riayet etmeden kılmak gibi manalar da var. Kur'an-ı Kerim'de de Allah bize namaz kılın demiyor da namazınızı ikame edin diyor. Namazı dört dörtlük huşu içerisinde tastamam kılmak namazı ikame etmektir. Biz ise namazı kılmış olmak için kılıyoruz. İkame etmiyoruz.Peki, nasıl huşu içerisinde namaz kılınır?Bu çok zor meselelerden biri. Her zaman o huşuyu yakalamak çok zor. Hep mücadele etmeyi gerektiriyor. Mücadele de insana sevap kazandırır.İnsanlar namazı ‘ikame etmedikleri' için mi ayetin dediği gibi namazları onları hayasızlıklardan ve günahlardan alıkoymuyor?“Namaz insanı hayasızlıklardan ve günahlarda alıkoyar.” (Ankebut, 45) ayet-i kerimesinin açıklaması olarak söylüyorum; bir insan şuurlu, bilerek namaz kılıyorsa, bu insan esnafsa müşterisini aldatmaz, memursa rüşvet almaz. Eğer alıkoymuyorsa demek ki o adam şuurlu namaz kılmıyor, namaz kılıyor görünüyor.Böyle biri namaz kılmasın mı?Hayır, namaz kılsın ama bu kötülüklerden de uzak dursun. Esas ondan istenen şey budur. Namazı akıllı şuurlu kılıyorsa günahlardan uzak durması lazım.Her gün, en azından bir sayfa Arapçasından, bir sayfa da mealinden Kur'an okunmalı. Böylece yaklaşık iki senede Kur'an-ı Kerim'in meali bitirilebilir. Tatil günlerinde ikişer üçer sayfa okunsa bir senede biter.Kitaplarımı aileme ithaf ediyorumHafta sonları yurtiçi ve yurtdışı sempozyumlara gidiyorum. Radyo ve televizyon programları için sık sık İstanbul'a geliyorum. Ömrüm yolda geçiyor. Eşimi ve çocuklarımı ihmal etmiş olabilirim. Haklarını helal ederler inşallah. Gönüllerini almak için yazdığım kitapları eşime, kızıma, oğluma ayrı ayrı ithaf ettim. Başta Allah’ın inâyeti ve onların desteği olmazsa bu kadar işi zor yapardım.İHL’ye en zor dönemde gönderdimÇocuklarımı 28 Şubat sürecinde kimsenin çocuğunu imam hatibe göndermediği günlerde imam hatibe gönderdim. Hocaefendi o dönem “imam hatipleri yalnız bırakmayalım, sahip çıkalım” demişti. Bu yüzden göndermiştim. Kızım İstanbul İlahiyat mezunu. Kur'an kursu hocalığı yapıyor. Oğlum Samsun İlahiyat'ta okuyor. İslam alimleri ilk derslerini babasından dedesinden almışlar. Ben de başkalarına faydalı olurken oğluma da kızıma da faydalı olayım dedim.İLAHİYAT ÖĞRENCİLERİ EKSİK EĞİTİM ALIYORHangi hocalardan ders aldınız?Türkiye de o dönem itibarıyla İslam fıkıhçılarından belki en iyisi merhum Ruhi Özcan, merhum İbrahim Canan, Suat Yıldırım'dan ders aldık. Fakültemizin dekanı Yusuf Ziya Kavakçı idi. (Merve Kavakçı'nın babası)İslami İlimler Fakültesi'nde eğitim aldınız. Şimdiki ilahiyat fakültelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?Genel olarak bizim ilahiyat fakültelerinin eğitim ve öğretiminde ciddi eksiklikler var. 20 senedir ilahiyat fakültesinde görev yapan bir hoca olarak biraz tenkit edeyim; İlmihal, fıkıh kitaplarını, en kısa özet bir tefsiri, bir Kur'an mealini bile baştan sona okutamıyoruz. En önemli hadis kitaplarımızdan olan Kütüb-i Sitte'den Buhari, Müslim, Tirmizi gibi hadis kitaplarından birisini bile baştan sona kadar okutamıyoruz. Dolayısıyla öğrencilerimiz ciddi bir eksiklikle mezun oluyorlar. Birçok ilahiyatta okutulmuyor.Eğer öğrenciler kendilerini dışarıda yetiştirmezlerse, yani özel Arapça ders almazlarsa, tefsir, hadis, fıkıh gibi kendini yetiştirecek özel şeyler okumazlarsa eksik yetişmiş olurlar.Siz dışarıdan ders aldınız mı?Bizim dönemimizde dışarıdan takviye derslere katılan epey öğrenci vardı. Ders okuma öğrenme iştiyakı daha çoktu. Erzurum'da yaz kış 5 sene dışarıdan ilave ders almaya çalıştım. Birçok camide medrese hocaları Allah rızası için ders verirdi. Biz de hadis, fıkıh, tefsir kitaplarımızı alır, -çiçeklerden bal toplayan arılar gibi- her hocadan ayır bir kitap takip ederdik. Ama en çok Sadi Çöğenli hocamdan istifade ettim. Kendilerinden istifade ettiğim bütün hocalardan Allah râzı olsun.Şimdiki öğrencilerin tutumu nasıl?Öğrencileri dışarıdan takviye ders okuyun diye teşvik ediyoruz. Kendim ve fakültedeki gayretli ve fedâkâr hocalarımız, öğle aralarında, öğrencilere dışarıdan takviye dersler veriyorlar. Ancak öğrenciler çok iltifat etmiyorlar. Biz mi size bir şey veremiyoruz, siz mi alamıyorsunuz? Yoksa müfredatta mı problem var? İlahiyat fakültesi öğrencilerine tavsiye ediyorum, siz okuldaki derslerle iktifa ederseniz belki bir diploma alırsınız ama çok bir şey öğrenemezsiniz.Eski öğrencilerle yeni öğrencilere değişen bir şey var mı?Eskiye göre bugünkü öğrencilerimizde bir motivasyon eksikliği var. Çok öğrenmek istemiyorlar. Sanki ilahiyata istemeye istemeye gelmişler. Mezun olalım da hiçbir şey bilmesek de önemli değil dercesine. Bu çok doğru bir şey değil.Sebebi ne olabilir?Her üniversiteye bir ilahiyat açılmaya çalışılıyor. Böyle olması da her fakülteye hoca bulmayı zorlaştırıyor. Öğrenciler çok düşük puanlarla geliyorlar. Öğrenciler boşta kalmamak için ilahiyatı tercih edebiliyorlar. O zaman da seviye düşüyor. Biz de ders anlatırken zorlanıyoruz. Ben 1981 Biga imam hatip mezunuyum. O yıllarda imam hatiplerde kalite çok iyiydi. Şu andaki ilahiyatların kalitesi, o günkü imam hatipler kadar maalesef. Bu da şu anki ilahiyatların sayısının çok fazla olmasından olabilir.Niçin tefsir alanını seçtiniz?İmam hatip lisesinde Mustafa Varlı hocamızdan Celaleyn tefsirini okuduk. Ciddi istifade ettim. Bize tefsiri sevdirdi. Rabbimizin bize mesajı olan Kur'an'ı anlama gayreti daha sonra da başkalarına anlatma aşkı şevki bizi tefsire yönlendirmiş oldu.k.kulaksiz@zaman.com.tr

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder