14 Şubat 2014 Cuma

Allah bereket versin!

Malda, ömürde ve zamanda hesap kitapla açıklanamayan ‘bolluk ve hayır’ın dinimizdeki adı bereket. Çağımız insanı ise açıklayamadığı ‘darlık’lardan şikâyetçi. Bereketi hayatımızdan çalan unsur, modern ekonomi anlayışının dayattığı tüketim ve israf çılgınlığı.Geçim derdi, gece gündüz çalışıp yine de yetirememek, ihtiyaç listeleri, bir sonraki aya ertelenen alışverişler, yapılacak işlere zamanın bir türlü yetmemesi... Uzayıp giden bu şikâyetler dünyanın neresine gidilse değişmeyecek meselelerden.Kaynakları kıt ilan edip insanı sınırsız ihtiyaçlara sahip bir varlık olarak tanımlayan modern ekonomi, bize sonu gelmeyen isteklerimiz için imkânları zorlama görevini yüklüyor. Bugün bütün dünyaya hâkim bu hayat tarzını ‘çılgınca’ bulan ve insanî değerleri yok ettiğini düşünenlerin sayısı giderek artıyor. Bu süreçte Müslüman toplumların kaygılanması gereken diğer bir kayıp ise ‘bereket’ kavramı. İşleri yetiştirmeye çalışırken zamanın darlığından, geliri yetiştirmeye çalışırken paranın azlığından, dua ederken maneviyatın eksikliğinden dem vururuz. Tüm bunları yaşarken bereketin hayatımızdan sessizce çıkıp gittiğini fark etmeyiz bile. ‘Gaybi âlemden fiziki âleme Rahmani bir dokunuş’ olarak da tanımlanan bereket, insana matematik hesaplarıyla açıklanamayacak bir kâr kapısı aralıyor. Bu konudaki ayet ve hadisler ise bereket kapısını açmanın yolunun öncelikle kanaat, şükür, cömertlik ve duadan geçtiğine işaret ediyor.Daha çok yaşlılardan duyduğumuz bu kelime, aslında yaşamı kuşatan inancın bir parçası. Ne var ki günümüzde fantastik söylemlere alet olmanın dışında hayatımızda kendine pek de yer bulamıyor. Oysa ‘Akrabanı ziyaret et, ömrün bereketlensin’, ‘Seherde uyuma, rızka manidir’, ‘Nimeti israf etme, ekmek kırıntısı bile atma’ mealindeki uyarıların hepsi hayatımızdan bu kutlu gerçeği çıkarmamak için yapılmış. İlahiyatçılar, hayattan bereketin eksik olmaması için müminlerin kazanması gereken alışkanlıkların ayet ve hadisler yoluyla aktarıldığını hatırlatıyor.Klasik iktisat tanımında yeri olmayan bereket ve rızık kavramı; Allah tarafından ihsan edilen bolluk, çokluk, feyiz gibi manalar içeriyor. Yazar Sami Uslu, İktisat Risalesi Üzerine Güncel Bir Yorum kitabında bereketi, az maldan veya paradan çok faydalanmak şeklinde tanımlıyor. Bunun düz mantıkla ve matematikle açıklanamayacağını ifade eden yazar, bereketi sayıların ötesinde niteliksel bir olgu olarak ele alıyor. Bu durumda parada çokluk değil, bereket istenmesi gerektiğine de dikkat çekiyor.Hiçbir formül ya da teoriyle açıklanamayacak bu anahtar kavramın temelinde ise her şeyi Allah’ın bize ihsanı olarak görmek yatıyor. Beraberinde şükretmeyi ve Allah yolunda harcamayı getiren bu inanış, malın miktarı az olsa bile bolluğa vesile oluyor.Hayatında bereket olan az ile rahatça geçinirHadis uzmanı İlahiyatçı Abdulkadir Paksoy, çokluğun göreceli bir kavram olduğunu söyleyerek, “Çoklukta sınır yoktur. Burada bereketi kanaat ve helal dairede rızıkla değerlendirmek gerekir.” diyor. Hayatında bereket olan birinin az ile rahatça geçinebildiğini anlatıyor: “Nice insanlar katlanan bir kazanca sahip olmasına rağmen hayatlarındaki birtakım suistimaller sebebiyle o bereket kapısı kapanıyor. Ve içinde boğularak tatminsizlik ve huzursuzlukla mücadele ediyor.” Paksoy, ayrıca bu çıkmazın çözümünün daha çok kazanmak olmadığını da söylüyor. Ona göre burada hatırlanması gereken, kanaatin bitmek tükenmek bilmeyen bir hazine olduğunu bildiren hadis-i şerifler. Peygamber Efendimiz (sas) bu konudaki ifadelerinden birinde, “İnsan mal ve yaratılış bakımından daha üstün birine baktığında hemen kendisinden mal ve yaratılış bakımından daha altta olana baksın ki Allah’ın kendine verdiği nimetleri küçümsemesin.” uyarısını yapıyor. Paksoy da, meselenin Kur’an ve sünnet ışığında incelendiğinde, hayatın bereketlenmesinin ancak haramlardan uzak durarak istikamet üzere yaşamaktan geçtiğini anlatıyor.İhtiyaçların yerini ihtiraslar almasınİktisatçı Doç. Dr. Murat Şeker ise kapitalizmin belirlediği oyunun kurallarında ‘ben’ faktörünün öne çıktığını ve diğer faktörlerin göz ardı edildiğini vurguluyor. Bu sistemde ticari hayatta başarılı olmak ya da günlük hayatta daha fazla para kazanmak için her yol mubah sayılıyor. Ancak Şeker, daha fazla kazanma ihtirasının, daha fazla tüketime ve zamanla tükettiğini yarıştırmaya neden olduğuna dikkat çekiyor. Kâr kavramının bir sınırının olmaması ve nasıl olursa olsun kazanç sağlamanın ana hedef olması, bireyi ve toplumu bereket gibi kavramlardan uzaklaştırıyor.Günümüzün en çok dile getirilen sorunlarından biri de gelir artsa da maddi problemlerin bitmemesi. Hayat pahalılığı, enflasyon gibi teknik kelimelerle açıklamaya çalıştığımız bu durumu Murat Şeker şöyle açıklıyor: “Eğer ihtiyaçların yerini ihtiraslar alırsa, tüketim bir statü göstergesi konumuna gelirse, tükettikleriniz size hükmediyorsa, bu sizin ne kadar gelir elde etseniz de sıkıntılar yaşayacağınıza işaret eder.”Evdeki yaşlılar bereket vesilesiÜstad Bediüzzaman Hazretleri yaşlı, çocuk ve hatta diğer düşkün canlıların bereket vesilesi olduğunu Mektubat’ta şu sözlerle anlatıyor: “Ey derd-i maişetle müptelâ olan insan! Bil ki, senin hanendeki bereket direği ve rahmet vesilesi ve musibet dâfiası, hanendeki o istiskal ettiğin ihtiyar veya kör akrabandır. Sakın deme, ‘Maişetim dardır, idare edemiyorum.’ Çünkü onların yüzünden gelen bereket olmasaydı, elbette senin dıyk-ı maişetin daha ziyade olacaktı. Hattâ değil yalnız ihtiyar akraba, belki insanlara arkadaş verilen ve rızıkları insanların rızıkları içinde gönderilen kedi gibi bazı mahlûkların rızıkları dahi bereket suretinde geliyor. Bunu teyit eden ve kendim gördüğüm bir misal: Benim yakın dostlarım bilirler ki, iki üç sene evvel her gün yarım ekmek -o köyün ekmeği küçüktü- muayyen bir tayınım vardı ki, çok defa bana kâfi gelmiyordu. Sonra dört kedi bana misafir geldi. O aynı tayınım hem bana, hem onlara kâfi geldi. Çok kere de fazla kalırdı. İşte şu hâl o derece tekerrür edip bana kanaat verdi ki, ben kedilerin bereketinden istifade ediyordum. Katî bir surette ilân ediyorum, onlar bana bâr değil. Hem onlar benden değil, ben onlardan minnet alırdım.”Vakıa Sûresi’ni okumak bereket vesilesiAllah Teâlâ, Kuran’ın bereketi hakkında şöyle buyuruyor: “İndirdiğimiz bu Kur’an, kendinden önceki kitapları tasdik eden, bereket kaynağı bir kitaptır.” Ayrıca Vakıa Sûresi’ni okumaya devam etmek de bereket vesileleri arasında sayılıyor. Bununla ilgili bir hadis-i şerifte “Kim ki Vakıa Sûresi’ni her gece okursa ona ebediyen sefalet isabet etmez, kim ki bu sûreyi her sabah okursa ona ebediyen fakirlik yaklaşmaz.” deniliyor.Seher vakti uyumamalıÇağımızda en çok şikâyet edilen durumlardan biri de vaktin azlığı, yapılacak işlere yetersiz gelmesi. İslam âlimleri seher vaktindeki uykunun bunun en büyük sebeplerinden olduğunu söylüyor. Peygamberimiz (sas) de, “Sabah uykusu, rızka manidir.” hadis-i şerifiyle bizi bu vakitlerde ayakta olmak konusunda uyarıyor.Bereket veya bereketsizlik getiren davranışlarEvde Kur’an bulundurmak bereket vesilesidir. Ayrıca Vakıa Sûresi’ni okumaya devam etmek de bereket vesileleri arasında sayılıyor.İyilik edenin, infakta bulunup sadaka verenin malı bereketli olur.Seher vakti kalkıp pencereleri açmak bereket getirir. Bu vakitleri uykuda geçirmek ise rızka mani sebepler arasında sayılıyor.Akraba ziyareti hakkında Peygamber Efendimiz, “Ömrüm uzun, rızkım bol olsun diyen, akrabasını ziyaret etsin, görüp gözetsin.” buyuruyor.Yemeği toplu olarak yemekte bereket vardır.Besmele ile yenen yemek bereketli olur.Bereket, yemeğin ortasına iner. Onun için kenarından yemeyi tercih edip, ortasından yemeyin.Yemekten önce ve sonra elini yıkayanın evinin bereketi artar.Rızkına razı olanın bereketi artar, razı olmayanınki bereketsiz olur.Alışverişte çok yemin etmek malın bereketini götürür.Ticarete yalan, hıyanet karışınca bereketi gider.Tarlayı abdestsiz sürmek bereketsizliğe sebeptir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder