19 Eylül 2014 Cuma
Arınmanın adresi: Hac
Onlarca ülkeden milyonlarca Müslüman, bu mevsimde hac yolculuğuna çıkıyor. Bu ibadette hiçbir ırk, renk ve dil farkı gözetmeksizin milyonlarca insan İslâm kardeşliği çatısı altında birleşiyor. Bu ikrama nail olanların yapması gereken ise bütün varlığıyla kutsal yolculuğu en iyi şekilde değerlendirmeye yoğunlaşmak.Her yıl ehl-i iman, dünyanın dört bir yanından, onun ötelere açık sıcak iklimine koşar. Henüz yolun başında günlük endişe ve telaşlardan sıyrılarak, sırtındaki sade, temiz ve beyaz urbalarıyla tarifi imkânsız bir imrendiriciliğe ulaşırlar. İslam’ın beş şartından biri olan hac, Müslümanlar için eşi benzeri olmayan bir buluşma yeri. Hiçbir ırk, renk ve dil farkı gözetmeksizin milyonlarca insanı İslâm kardeşliği çatısı altında birleştiriyor.Arapça bir kelime olan hac; yönelmek, ziyaret etmek anlamına geliyor. Dinî bir terim olarak ise; yılın belli günlerinde kurallarına uygun şekilde niyet edip ihrama girerek Arafat’ta durmaya ve Kâbe’yi tavaf etmeye deniyor. İslam’da imkânı olanların hacca gitmeleri emrediliyor. Ancak bazıları çok istese de hacca gidemiyor ve kutsal topraklara olan özlemini umreyle gideriyor. Sadece Mekke’ye gitmek ve Kâbe’yi görmek anlamına gelmeyen hac, büyük bir hayret ve takdirle tefekkür edebilmeyi sağlıyor.Tatile gider gibi yapılacak yolculuk değilHac, büyük çoğunluk için ömürde bir kere yaşanan bir devlet. Bu fırsatı en iyi şekilde değerlendirmek için önceden gidip gelenlerin hatıralarına kulak vermede büyük fayda var.2012’de ABD’nin Doğu eyaletlerini etkisi altına alarak ciddi mal ve can kayıplarının yaşanmasına sebep olan Sandy Kasırgası’nın şiddetini, Pennsylvania’da bulunan İlahiyatçı-yazar Ahmet Kurucan, bizatihi hissedenler arasındaydı. Afet sonunda oluşan trajik tablonun can sıkıcılığı had safhadayken Fethullah Gülen Hocaefendi’nin ‘Hacca gidebilirsin’ tavsiyesi üzerine aklı ve gönlü inşirah bulmuş. Bu müjdeli haberin hemen akabinde önce zihnî sonra fiilî hazırlık yapmış Kurucan. ABD’den başlayıp Medine’de son bulan yolculuğa dair düşülmesi gereken notları günlük formatında kaleme alarak yaptığı hacca bir nevi okuru da ortak etmeyi amaçlamış. Geçtiğimiz günlerdeIşık Yayınları’ndan çıkan ‘Hac Günlüğü’, bunun semeresi. Eşiyle birlikte bu vazifeyi yerine getiren yazarın dikkat çekici notlarından biri, yolculuğun çok öncesinde yola koyulmayı bir ödev bilmeleri ve hayatlarını bu istikamette dizayn etmeleri… Okunacak kitapların, izlenecek videoların tespiti, ezberlenecek duaların öne alınması ve bolca dua, bunların en başında geliyor. Çünkü hac bir arınma ve kula bahşedilen en büyük nimetlerin başında yer alıyor. Sıfırlanmak için zamanlar üstü bir fırsat, anlamanın ve kıymet vermenin bir üst derecesi. Tatile gider gibi, gezmeye çıkar gibi yapılacak bir yolculuk değildir hac. Zihnen, bedenen; maddi-manevi çok önceden hazırlanmalı, gitmeden hissetmeli, kavuşma arzusuyla yanmalı ve gözyaşları akıtılmalı.Ahmet Kurucan, Beytullah’a varır varmaz yaptıkları ilk tavafı ise şöyle anlatıyor: “Âdemleşmenin adı olan tavaf bir saate yakın sürdü. Deryada damla, damlada bir ‘hiç’ olduğumuzu anlamaya çalıştık. Maddi beden cihetiyle var iken manevi benlik cihetiyle yok olmaya durduk iradi olarak. Kendimiz bir tohum gibi toprağın bağrına attık; attık ki ser verelim, rüşeym olalım, meyveye duralım bu ‘biz’ tarlasında. İnanıyoruz varlığa ermenin yolu yok olmaktan geçer. Var, yok olmazsa hakiki varlığa eremez. Şimdi sırada İbrahimleşme vardı. Bunun göstergesi ise Makam-ı İbrahim’de kılınacak iki rekat namazdı. Himmeti millet olan, bütün insanlık olan İbrahim (as) gibi İbrahimvari bir namaz. Kıldık ama namazımız İbrahimvâri miydi onu Allah bilir. Acelemiz yok. Namaz sonrası dualar, dualar, dualar… ve peşi sıra doyulmazlık kavramının maddi alemde tezahürlerinden biri olan zemzem içmeye durduk. Ayakta, Kabe’ye müteveccih ve dillerimizde Efendimiz’in (sas) duası: Allahım! Senden faydalı ilim bol rızık ve her türlü dert ve hastalığa karşı şifa niyaz ediyorum.”Beytullah’a kalpten erişilirKutlu yolculukta hemen herkes, bambaşka bir âlemin sahillerinde farklı bir dünyaya doğru yol aldığını duyar gibi olur. Yrd. Doç. Dr. Esma Sayın’ın kaleme aldığı ‘Haccın Kalbine Yolculuk’ adlı çalışma da buna şahitlik ediyor. Yazar, kitapta haccı ‘zahirî’ ve ‘batınî’ olarak ele alıyor. “Hac madde ile mananın, bedenle ruhun birleştiği ve yekvücut haline geldiği bir ibadettir. o davranış ve duruşlar zahirî hac iken, bu hakikat ve sırlara ermek hakikî hacdır.” diyor. Zahirî hac, Allah’ın yasaklarından uzaklaşma ve emirlerine uyma sahasını oluştururken, batınî hac ise Allah ile yakınlaşmayı sağlıyor. Bu bağlamda ibadetlerin fıkhî-şeklî yönünün yanı sıra manevî yönü de bulunuyor. Mesela beyaz ihram, kefeni simgeliyor ve ölmeden evvel ölmeye işaret ediyor ya da şeytan taşlarken aslında insan kendi nefsini taşlıyor. Esma Sayın, haccı ‘aşkın yolu’, ihramı ‘tüm makamlardan ve mevkilerden soyunmanın simgesi, Kâbe’yi ‘kulun vuslat makamı’, tavafı ‘kâinatın zikrine dahil olma çabası’, sa’yı ‘Allah dışında herşeyden Allah’a koşuş’, Arafat’ı ‘arif kulun doğum müjdesi’, kurban kesmeyi ‘kurban olmak’ olarak tanımlıyor.“Allah’ım, hacıyı affet”Milyonlarca insan hac ibadetini Hazreti Muhammed’in (sas) sünnetine uygun bir şekilde yerine getirme gayretine giriyor. Peygamber Efendimiz (sas), hacı olanlar için “Allah’ım, hacıyı affet, hacının affını isteyen insanları da affet.” diye dua ediyor. Mehmet Paksu, “Peygamberimiz’in Dilinden Hac ve Umre’ kitabında haccını eda edeceklerin büyük nimetlere mazhar olacaklarını söylüyor. Paksu, bu büyük nimetleri Peygamber Efendimiz’in sözleriyle şöyle anlatıyor:Hacılar Allah’ın elçisidir: “Hacca ve umreye gidenler Allah’ın elçileridir. Onlar dua ederse, Allah dualarını kabul eder ve günahlarının bağışlanmasını isterlerse, Allah onların günahlarını bağışlar.”Fakirliği giderir: “Hac ve umreyi peş peşe yapınız. Demirci körüğü, demirin kirini pasını giderdiği gibi, hac da fakirliği ve günahları giderir.”Hacıya Allah’ın özel muamelesi: “Hacı, hacca giderken de dönerken de Allah’ın kefaleti altındadır. Yolculuk esnasında yorgun düşer, sıkıntıya uğrarsa, Allah bu vesileyle onun günahlarını affeder.”Beytullah’a inen yüz yirmi rahmet: “Allah (cc) her gün Beytullah’ı ziyaret edenlerin üzerine yüz yirmi rahmet indirir. Altmışı tavaf edenlere, kırkı namaz kılanlara, yirmisi de Kâbe’ye bakanlaradır.”Hacda bağış yapmanın sevabı: “Hacı evinden çıktığı andan itibaren Allah’ın koruması altında olur. Kişi, hac görevini tamamlamadan ölürse mükâfatı Allah’a kalır. Hac ibadetini tamamlarsa Allah onu bağışlar. Bu yolda bir dirhem (kuruş) harcamak, başka yerde harcanan kırk bin dirheme denk gelir.”Hacının Allah üzerindeki hakkı: “Davud Aleyhisselâm, Allah’a şu niyazda bulunur: ‘İlâhi, beytini ziyaret ettikleri zaman kullarının Senin üzerindeki hakları nedir?’ Allah buyurdu ki: ‘Her ziyaret edenin ziyaret edilenin üzerinde bir hakkı vardır. Ey Davud! Onların benim üzerimdeki hakkı, dünyadayken afiyet vermem, Bana kavuştukları zaman da affetmemdir.’”Hacı ailesini kurtarır: “Hacı kendi ailesinden yedi yüz kişiye şefaat eder. Günahlarından ise anasından doğduğu gün gibi temizlenir.”Arafat’ta herkes bağışlanır: “Arafat günü akşam olunca kalbinde hardal tanesi kadar bir imanı olan herkes bağışlanır.”Gelecek günahları da bağışlar: “Kim hac ibadetini tamamlar, Müslümanlar da onun elinden ve dilinden bir zarar görmezse, gelecek günahları bağışlanır.”Hacı olmanın mükâfatı: “Bir kimse şu beyte (Kâbe’ye) gelir de kötü söz söylemez ve günah işlemezse, anasından doğduğu gün gibi memleketine döner.Haccın sıhhatine zarar verecek menfi hareketlerden kaçınılmalıİnsan bu âlemde, büyük bir sefere çıkmış yolcu gibi. Bu yolculuk esnasındaki hac, özel bir misafirliği ifade ediyor. Misafirlerin istekleri de reddedilmeyen dualar arasında. Ne var ki hac görevi yerine getirilirken, ibadetin kurallarının bilinmemesinden kaynaklanan birtakım yanlışlıklar yapılıyor. Bunların sebebini, hac ibadetini yeterince öğrenmemek, ahlâk ve adab-ı muaşeret eğitimindeki yetersizlik oluşturuyor. Bu tür yanlışlıklar her ne kadar haccın sıhhatine zarar vermese de fazilet ve sevabını zedeliyor. Allah (cc), bir haksızlık yapılması sebebiyle bile olsa kutsal topraklarda münakaşayı, kavgayı yasaklamış ve her zaman olgunca davranmayı tavsiye etmiş. Bu itibarla hac boyunca sabırlı olup kalp kırmamak ve kimseyi incitmemek gerekiyor. Vicdanı rahatsız edecek tavır ve hareketlerden uzak durarak, her an bir grup ve kafile içinde olduğunu unutmayıp beşeri münasebet, adap ve görgü kurallarına riayet edilmeli. Bütün varlığıyla bu kutsal yolculuğu en iyi şekilde değerlendirmeye yoğunlaşmalı.Neden ihram giyilir?-Yola çıkmak için ruh, akıl, iman ve bedenle birlikte karar vermeli.-Hac ibadetini genel hatlarıyla öğrenmeli, bütün fiillerinde adab-ı muaşeret kurallarına riayet etmeli.-Dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen herkese kardeş gibi bakmalı, kendilerine bir yanlışlıkları hatırlatıldığında bunu bir gurur vesilesi yapmayarak verilen bilgi ve yapılan nasihatten yararlanmalı.-Hac, bir nevi ümmet zirvesi. Orada ulusal kimlikler değil, ümmet kimliği geçerli. Bundan dolayı herkes memleketinde giydiği elbiseyi çıkarıp bembeyaz ihramlara bürünüyor. Orada, takvadan başka hiçbir üstünlüğün Allah katında değerinin olmadığı yaşanarak gözleniyor.-Amelleri bozacak veya sevabını azaltacak herhangi bir duruma fırsat vermemek için hac ibadetinin nasıl yapılacağını öğrenmeye çalışmalı. Günah işlemeye, tartışmaya ya da kavga etmeye karşı kendimizi korumalı.-Yolculuk hakkında mutlaka bir şeyler okuyarak, dinleyerek gidilecek yer ve yapılacaklar hakkında mutlaka bilgi sahibi olunmalı.-Tavaf, sa’y ve diğer ibadetlerde kalabalıktan ve insanlara eziyet vermekten kaçınmalı.-Müslümanların gıybetini yapmaktan ve ırklar arasında üstünlük davranışlarından sakınmalı. Diğer Müslümanları hakir ve hor görmemeli.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder