5 Aralık 2014 Cuma
Halka cömert, hakk’a yakın
Bitmek bilmeyen kişisel ihtiyaçları karşılamakla meşgulken, dinin bize getirdiği cömertlik ve diğerkâmlık hasletini hayatımızdan çıkarıyoruz. Kimseyi düşünmeden yaşanan bir hayat, insanı sadece ruhsal bunalımlara sürüklemiyor, Allah’tan da uzaklaştırıyor.Herhangi birinize ölüm gelip de: ‘Ey Rabb’im, beni yakın bir müddete kadar geciktirsen de sadaka versem ve sâlihlerden olsam’ demesinden evvel size rızık olarak verdiğimiz şeylerden infak edin! Çünkü Allah, bir kimseyi eceli geldiği zaman asla ertelemez. Allah yaptıklarınızdan hakkıyla haberdardır.” Münafikun Sûresi’ndeki bu ikaz, bencillikle geçirilen bir ömrün ahirette pişmanlık sebebi olduğunu, cömertliğin ise cennet kapılarını aralayan hasletlerden olduğunu anlatıyor. Bir başka ayet-i kerimede ise, “Ey îmân edenler. Ne bir alışveriş ne bir dostluk ne de (Allah’ın izni olmadıkça) bir şefaat bulunmayan kıyâmet günü gelip çatmadan önce, size verdiğimiz rızıktan Allah yolunda cömertçe sarf edin. Kâfirler, zâlimlerin tâ kendileridir.” buyurulur.Dünya malı, insanın her daim imtihanı. Bencilce yaşamanın kaçınılmaz görüldüğü günümüzde ise cömertlik ve diğerkâmlıkla ilgili ikazların daha iyi anlaşılması gerekiyor. Zira kendimize göre bitmek bilmeyen ihtiyaçları karşılamaya çalışırken yanı başımızdaki muhtaçlara ulaşmaya bir türlü sıra gelmiyor. Kendisiyle böylesine meşgul hayatların sonucu ise huzursuzluk ve sebepsiz depresyonlar. Daha da kötüsü kulun Allah’tan uzaklaşması.Peygamber Efendimiz, (sas) “Cömert, Allah’a, cennete, insanlara yakın, ateşten uzaktır; cimri ise Allah’tan, cennetten ve insanlardan uzak, ateşe yakındır. Muhakkak cömert bir cahil, Allah Teâlâ’ya cimri bir âbidden daha sevimlidir.” sözleriyle Rabb’ine yakın olmak isteyenin cimrilikten sakınması gerektiğini buyuruyor. Ümmetine karşı diğer uyarısında ise “Cimrilikten sakının çünkü cimrilik, sizden öncekileri helâk etmiştir. Onları aralarında kan dökmeye ve dokunulmazlıklarını çiğnemeye sürüklemiştir.” buyuruyor. Ölümden sonra üç şey hariç amel defterinin kapanacağını anlatırken de bunlardan birisinin sadaka-i cariye olduğundan söz ediyor.İlahiyatçı Prof. Dr. Saffet Sancaklı, İslam’ın kolektif yaşanılan bir din olduğuna vurgu yapıyor. Konuyla ilgili yazdığı bir makalede Peyegamberimiz Hz. Muhammed’in (sas); fedakar, cömert, başkalarını kendine tercih eden bir toplum oluşturmayı amaçladığını anlatıyor. O’nun hedefi iyi huylarla bezenmiş, kötü huylardan arınmış erdemli bir birey modelini yani insan-ı kâmil örneğini oluşturmaktı. Buna göre başkasını düşünmeyen, bencilce bir hayatın da dinde yeri yok. Prof. Dr. Sancaklı, Kur’an beyanlarına göre diğerkâmlığı geliştirmenin, nefsi bencillikten korumakla mümkün olduğunu anlatıyor. Bunun için de kişinin bütün içtenliğiyle Allah’ın koyduğu evrensel ahlâk ilkelerine bağlanması, sahip olduğu kıymetleri başkalarıyla paylaşmayı nefsine benimsetmesi gerekiyor. Sancaklı, “Kur’an, bencil tutum ve davranışların kontrol altına alınması için insanın Allah ile olan ahlâklı ilişkisini sürdürmesini O’nun koyduğu değerleri benimsemesini önerir.” diyor. Saffet Sancaklı, Allah’ın verdiği nimetleri kullarla paylaşmada ‘isar’ kavramına dikkat çekiyor ve şu şekilde açıklıyor: “Bir kimsenin, kendisi ihtiyaç içinde bulunsa bile sahip olduğu imkânları başkalarının ihtiyacını karşılamak üzere kullanması, başkasının yararı için fedakarlıkta bulunması...” İsarın zıttı olan bencilliği ise insanın yalnız kendiyle ilgilenmesi olarak tanımlıyor. Bencillik kişiyi sadece menfaatçiliğe sürüklemekle kalmıyor, Allah’ın sevgisinden de uzaklaştırıyor. Çünkü Peygamber Efendimiz (sas), “Kim nefsinin cimriliğinden korunursa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.” buyuruyor. Kişinin kendini başkalarının yerine koymasının bu çabada yararlı olacağını hatırlatan Saffet Sancaklı, empatiyi isarın bir önceki aşaması olarak tanımlıyor. Bütün bu kazanımlar ise insanı hem Allah katında sevgili kılar hem de dünya hayatını kolaylaştırır. Bu müjdeyi de yine Peygamberimiz’in (sas) şu sözlerinden öğreniyoruz: “Kim bir mü’minin dünya sıkıntılarından birini giderirse, Allah da kıyamet gününde onun sıkıntılarından birini giderir. Kim darda kalan birine kolaylık gösterirse, Allah da ona dünya ve ahirette kolaylık gösterir. Kim bir Müslüman’ın ayıbını örterse, Allah da onun dünya ve ahiretteki ayıplarını örter. Mü’min kul, din kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah da o kulun yardımındadır.”‘Önce sen varsın’ dayatması başkalarını unutturuyorDinde övülen cömertlik ve isar, modern dünyanın da keşfettiği değerlerden. Şimdiye kadar hayatın her alanında ‘benmerkezci’ bir yaklaşımı benimseyen ve insanlara bu şekilde yaşamayı dayatan Batılı kaynaklar da diğerkâmlığa işaret ediyor. Rekabet ortamında sürekli kendi menfaati için çabalayan, başkalarının iyiliğini görmezden gelen, bunu yaparken de ruhsal bunalımdan çıkamayan insanlar arttıkça işlerin kötüye gittiğini keşfeden uzmanlar artık egoistliği değil, diğerkâmlığı tavsiye ediyor. Üstelik bunu sadece maddi yardım değil, herhangi bir konuda başkasına destek vermek şeklinde açıklıyor. Yani insanın elindeki maddi manevi bütün kazanımları bir başkasıyla paylaşması. Bu kapsamda yapılan araştırmalar da aynı sonucu veriyor. Nitekim Wisconsin-Madison Üniversitesi’nin ünlü haber sitesi Huffingtonpost’ta çıkan makaye göre iş hayatında birbirine yardım edenler diğerlerinden daha mutlu oluyor.Öte yandan birçokları bencilliği ve cimriliği bir karakter olarak düşünüp kaçınılmaz görüyor. Oysa bencillik hem ilahiyatçıların hem de psikologların bahsettiği üzere kader değil. Bu durumda şu güne kadar bencilce bir hayat sürdüğünü düşünen kişi için atılması gereken ilk adım bu ruh halinden kurtulmak. Psikolog Farika Teymur Artır, iç uyaranların yaratılıştan gelen bir özellik olduğuna dikkat çekiyor. İç uyaranlar ise kişiye bir başkasının derdini anlayabilme imkanı tanıyor. Durumu algıladığında ise kendi iç dünyamızdan gelen uyarılarla çözüm üretmeye çalışıyoruz. İşte bu içe dönebilme kapasitesini geliştirmek gerektiğini söyleyen Artır, “Bize yaratılışta verilen özelliğimizi ne kadar iyi kullanabilirsek başkalarının dertleriyle o kadar dertleniyoruz.” diyor. Dikkat çektiği diğer nokta ise bir başkasının yardımına koşmak kişinin kendisindeki bu hasletleri daha da çok besliyor. Çünkü kişi yardım ettikçe kendini daha iyi hissediyor. Yardımdan kastın illa maddi bir değeri olmadığını da eklemek gerek. Zira zorda kalmış birine herhangi bir şekilde kendini iyi hissettirmek kişinin içe dönük özelliğinin bir sonucu. Benmerkezli insan tipinden de bahseden Farika Artır, “Benmerkezcilikten çıkıp sosyal birey olmak gelişmişliğin bir parçası. Psikolojinin sağlıklı olması için bu iki yönün de gelişmesi gerek.” diyor. Çünkü ihtiyaçlarla dolu günlük hayatta her ne kadar kendimizi mutlu etmenin yeterli geldiğini zannetsek de asıl mutluluk başkalarının da yanında olmaktan geçiyor. Artır, insanın kendi ihtiyaçlarını karşılamak isteyeceğini ve buna ihtiyacı olduğunu hatırlatıyor. Ancak aynı zamanda sosyal normlara da uyulması gerektiğini anlatıyor. Bu hem ahlâklı bir hayat hem de sağlıklı bir ruh hali için kişinin ihtiyacı. Öte yandan toplum kişilere bunu tek taraflı dayatıyor. Ve günümüz insanını ‘önce sen varsın’ psikolojisine sokuyor. Kendi ihtiyaçlarını karşılayamazsan başkalarınınkini de karşılayamazsın görüşünün hakim olduğunu ekleyen Artır, “Hep ‘önce ben’ diyemeyiz. Çünkü kişisel ihtiyaçlar göreceli ve sonu gelmeyebiliyor.” diyor.Kişi bencil olduğunu fark edebilir mi?Farika Teymur, bu soruya evet cevabını verip, kişinin kendisini düzeltebileceğini söylüyor. Mesela mutsuz olduğu bir anda kendini okuyarak bir farkındalık meydana getirebilir. Sadece kendi için yaşadığını gören kişi bunun mutsuzluk kaynağı olduğunu keşfedebilir. Artır bu konuda, “Her şey değiştirilebilir, yeter ki farkına varılsın.” diyor. Ona göre bencilce davranmanın sebeplerinden biri de çevresindeki aşırı stres. Maddiyat düşkünlüğünün bir sebebi de ulaşılması gereken çok şey olması. Herkesin kendi hayatına baktığında sıraladığı ihtiyaç listesinden bu çok daha kolay anlaşılacaktır elbet. İşte bu noktada dinimizin bize azla yetinmeyi öğrettiğini hatırlatan Artır, “Din aynı zamanda insan ruhuna en iyi gelen şeyi istiyor. Benmerkezcilikten çıkıp bir başkasına el uzatmak insana en iyi gelen davranışlardan.” ifadelerini kullanıyor. Bu hayat tarzını disipline sokmak için ise dernek ve vakıf çalışmalarını takip etmeyi öneriyor.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder